
Kişiler
Bay
Bayan
Olay, ikibinüç yılının bir eylül ikindisi bir parkta, bankın üzerinde ve çevresinde, az ilerdeki çınar ağacının altında geçer.
Uzaktaki park gazinosundan Erkan Oğur'un söylediği Mamoş türküsü gelir.
Bayan (karşıya, çınar ağacının yapraklarının dökülüşüne bakarak)- Sana inanamıyorum. Bir yıl önce, bu gün bu saatte bana söylediklerini hatırlıyor musun?
Bay (susar)
Bayan (sesi titrer) - Sana soruyorum, lütfen susma, hatırlıyor musun?
Bay (sanki duymamaktadır, sessizliğe gömülüdür)
Bayan (iç geçirir, kederli bir sesle) - Bir yıl, hııh, oniki ay, bunun iki ayında görebildim seni, altmış gününde, onun elli günü böyle susarak, benim sorularımla, havada eriyen, buharlaşan sorularımla geçti. Yine gün batıyor. Yine gün eskiyor.
Bay (boğuluyormuş gibi öksürür)
Bayan (acı dolu bir sesle, ağlayarak) - Madem böyle olacaktı, bana niçin umut verdin? Bütün varımı neden aldın? Niçin yaşamıma girdin?
Bay (öksürür)
Bayan (bir suskunluk anından sonra) - Beni ilk gördüğün o eski yapının duvarının dibinde, yüreğinden çözdüğün bir bağı bana atarak gönlümü aldığın o anda, böylesi bir günü tahmin edebiliyordun, bundan eminim.
Bay (öksürüğü dinmiştir, sigara yakar, derin derin emer, dumanı savururken) Sanırım bu doğru.
Bayan (hiddetlenir)- Doğru olan sadece bu olsa...(kalkar birkaç adım atar ileri, döner sonra, ağlamaklı) Sadece bu olsa...kendimi sana verdiğim anı hatırlıyor musun?
Bay (susar)
Bayan (acı dolu bir sesle) ağlamıştın hani. Hıçkırarak, uzunca bir süre, çarşaf gözyaşlarınla ıslanmıştı, annenin karnında gibiydin, yan yatmıştın, ellerin bacaklarının arasında üşüyormuş gibiydin.
Bay (yorgun bir sesle) Üşüyordum.
Bayan - Hep üşüyordun, sonra da bugün de üşüdün.
Bay (susar)
Bayan (biraz sakinleşmiştir) - Ben de üşüyorum. O bağdan kalan şey bu bana. Soğuk bir yer, soğuk bir şey. Ben de üşüyorum. (birkaç adım daha ilerler, az ilerdeki tümseğe yığılarak oturur)
Bay (sesi aynıdır) - Üzgünüm, ben...böyle olsun istemezdim. Böyle olmasın da istemezdim. Yani ne istediğimi bilmiyordum. Şimdi de öyle.
Bayan (ağlar)
Bay (biraz daha diri bir sesle) - O çarkıfeleğin bizi tutacağını sanmıştım.
Bayan (ağlamaklı) - O çarkıfelek o günden bu yana, kimbilir kaç kişiye, kendisini tutabileceğini vaadetti. Ama olmadı işte. Seni ağır ağır, zamanın bir manastırdaki gibi sessiz, yavaş çalıştığı gibi, ayrımına varmaksızın yitirdim.
Bay (üzgündür) - Şey..Ben, sanırım sana söylemem gerekiyordu.
Bayan (şaşırır) - Neyi?
Bay (susar)
Bayan (bağırır) - Neyi dedim?
Bay (sakinleştirmeye çalışarak) - Tamam sakin ol, tamam...(Derin derin soluklanır) Sanırım sana söylersem seni yitireceğimi sanmış, korkmuştum.
Bayan (ısrarla) - Lütfen...
Bay (sakin ol diye işaret ederek) -Hastalığımdan...söz etmeliydim, bu hiç dürüstçe olmadı.Ama korku işte. Birkaç ay demişti doktor.Birkaç ay. Bir an yeterdi, koca bir yaşama değer bir an olsun yeterdi.
Bayan (şaşkınlık içinde dinler)
Bay (bitkin bib sesle) - Doktor, arkadaşımdı. Sezdi. Söylemen gerekir dedi, bana sorarsan. Sana soran kim! Bağırdım ona. Diretti, lütfen dürüst ol, söyle ona. Hayır dedim...hayır...hayır...(hıçkırıklara boğulur)
Bayan (oturduğu yere bir külçe gibi yığılıp kalmıştır. Sessizce ağlamaktadır.)
Bay (korkusuz bir sesle) - Hepsi bu...Buraya kadar. Bundan sonrası, bir başka dünyada yaşamın sürüp sürmeyeceği kadar belirsiz. O büyük, muazzam belirsizlikte benimle yürümek ister misin?
Bayan (acı acı gülümser, yaklaşır, elini uzatır, yanağındaki yaşı siler, fısıldar) - O belirsizlikte seninle olacağım sevgilim.
Bay (öksürmeye başlar)
Bayan (orada öylece yığılıp kalmıştır, sürekli aynı sözcükleri söyler) - Sevgi ölüm gibi güçlüdür, sevgi ölüm gibi güçlüdür...sevgi öüm gibi...
Bay (öksürüğü kesilmez)
Bayan - Sevgi de bir çözümdür, sevgi de bir....
Parkta, karşıdaki çay bahçelerinden birinde, Erkan Oğur'un söylediği, 'bu dağlar kömürdendir' türküsü duyulur. Geçen gün ömürdendir/feleğin bir kuşu var/cırnağı demirdendir... |