
Hak bir görül verdi bana
Ha demeden hayran olur
Bir dem gelir şadi kılar
Bir dem gelir giryan olur
H, h
l. bugünkü Türk alfabesinin onuncu harfi. Osmanlı alfabesindeki ha he hı'ya karşılık kullanılmaktadır. He diye okunur.
2. müz. si notasını ifade için kullanılır.
Ha, ü.
l. haydi anlamında gayretlendirmek için kullanılır.
2. hayret, şaşkınlık, tehdit ve öfke anlatır.
3. bir şeyin ansızın hatıra geldiğini ve kavrandığını ifade eder.
4. soru edatı.
5. onay için kullanılır.
6. tekrarlanan bir eylemin arasında yer alarak, veya bundan bıkıldığını anlatır.
7. yakında, hemen, neredeyse.
8. işte anlamında işaret.
9. yinelendiğinde eşitler.
Hu i.A.
l. Allah'ın ismi.
2. O, dervişlerin zikir sözcüklerinden
3. güvercin sesi
4. baksana, nerdesin, heeeey!
H, çoğaltıcı bir harf. Üç hali var. Üçü de yalın. Elif'e eklendiğinde yok olur. Kendisine eklenildiğinde çoğaltır. Yalın, samimi bir sesle çıkar. Nemli ve sıcak bir harf. Elif'ten sonraki onuncu günde yaratıldı. Çehresi Yusuf gibiydi. Güzel he denilmesi bundandır. Söylentiler, Yusuf peygamberin elifi mutlaka güzel he'ye ulayarak kullandığını gösteriyor.
Hu. Hölderlin'in ön adı. Johann Chrıstıan Frıedrıch Hölderlin, Würtemberg'de yalnızdı. Empedokles'in ölümünden sonra yazdıkları, Heidegger'ce ne yararsız ne de zararsız bulundu.
Onu bulasıya helen ve german'lar ekmeği gökyüzünün meyvesi olarak görüyorlardı.
Hölderlin, 'ekmek yeryüzünün meyvesidir fakat ışıkla kutsanır' derken öfkeyle hatırladı avrupalılar ışığı. Sarmaşık çelengi gibiydi gözleri. Günbegün sinsice ruhlarını yıpratan alışkanlıklardan onun dizelerine sığınacaktı insanlar, Hölderlin henüz yirmiüç yaşındayken, hayatın kıyısında, şiir hayli uzağında, manevi cehennemlerin ortayerindeyken böyle sanmıştı. Bu sanısından kurtulduğunda kaynağını haykırdı ve 'kendisi gelir usta' dedi, söylediklerinden bir şey anlamayanların gözlerine bakarak, 'öldürücü kızgın kargılar arasında, sizi cansız bırakmak üzere'
Bir dem gelir söyleyemez
Bir sözü şerh eyleyemez
Bir dem dilinden dürr döker
Dertlilere derman olur |