
Sonra ayrıldık suşehrinden babam zaten ailesiyle sorunlu olduğundan anayurdu babayurdu inanmıyordu böyle işlere lanet olsun size dedi amcamlarla dayımlarla halamgille eş dostla konu komşuyla vedalaşmadan sabah henüz gün ağarırken bir kamyon geldi eşyaları aldı biz de bir taksiye doğruca gara burada tren bizi beklemiyordu tabi biz onu epeyi bekledik babamın sinirleri tepesindeydi atmak üzereydi tren üç saatlik gecikmeyle geldi bizi aldı ve buraya getirdi.
Keşke getirmeseydi o güne lanet ediyorum babam terziydi ama burada terzilik hiç yapmadı onun ne yaptığını polisler evimize geceyarısı baskın yaptıklarında öğrendik tam olarak öğrenemedik aslında ikiz kardeşlerim cem ve kerem daha sekizaylıktı annem sezaryenle yaptığı için çok yıpranmıştı yarasından hala iltihap akıyordu babam istanbula geldikten sonra huyu değişmeye başladı artık bizimle oturup konuşmuyor, dertleşip söyleşmiyordu evde zaten az görüyorduk çok az para veriyordu anneme zar zor geçiniyorduk annemle pazara gidiyorduk geç vakit orada kalmış olanları topluyorduk babamın verdiği para ancak ekmeğe yağa yetiyordu şeker ve çayımız olunca bayram yapıyorduk.
Ben sekiz yaşına girmiştim ama okula gitmiyordum gidemiyordum tabi babam geceleri sarhoş geliyordu anneme bağırıp çağırıyor dövüyordu bir gün yine sudan bir sebepten anneme saldırdı saçlarını kavradı büktü büktü eliyle bir sıktı bir tutam saç avcunda kaldı annem karşılık verince babam deliriyordu babamın gözleri yerinden uğramış bir halde yumruğunu sıkarak defalarca annemin kafasına aynı yere tüm gücüyle vurduğunu gördüm annem ağlıyordu ama sesini bazen güçlükle duyuyordum babamın bağırtısına artık komşular ses etmez olmuştu birkaç kez karakola şikayet etmişler tabi polis filan geldi babamı ikaz etti ama o gözü döndüğü zaman hiçbirşeyi görmezdi bağırtısı kulaklarımı yırtıyordu bu sıra cemle kerem ağlıyordu babam onları da kundağıyla tutarak fırlatıyordu kanepeye işte annem böyle olunca çılgına dönüyordu o da saldırıyor babama ben ağlayınca babam üzerime yürüyor daha da sinirlenerek hayır yapma diye atılan annemi yumrukluyordu birkaç kez babamın el kemikleri çatlamış şişkinlik olunca doktora gitti film çemişler iki üç yerde çatlak var.
Babamın anneme çatlak diye bağırarak üzerine yürüdüğü o akşam böyle olsun istememiştim cemle kerem üç yaşına girmişlerdi annem kakaolu puding yaptı tang eriterek meyvesuyu yaptı bir de mum yakarak onların doğum gününü kutladık babam o akşam yine geç geldi annemle babamın bazen gecenin bi vakti kısık sesle tartıştıkları oluyordu birinde annemin ben çocuklarıma babanız pezevenklik yapıyor diyemem onların gırtlağından sermayelerinin parası geçmeyecek sen git o şıllıkla yat dediğini duydum babam o şıllık dediğin olmasa kuru ekmeği bile bulamayacaksın diyordu annem ben çalışır yavrularımı beslerim sen orospularına git deyince babam boğazına sarılarak sıkmaya başlayınca ben ağlamaya başladım döndü babam yastığı fırlattı bana sus kız kaltak sen de aynı bokun soyusun diye bağırdı.
Anneme komşumuz müzeyyen abla kızım dedi git şikayet et devlete sığın çocuklarını da al bu canavardan ancak böyle kurtulabilirsin annem çocukları bana bırakıp gitti savcılığa dilekçe vermiş döndü çaresiz bir şey olursa bizi arayın dediler savcılık durumu izleyecek dedi annemin çaresizliği beni çok üzüyordu.
Babam bas bas bağırıyordu içerde annemle kavga ediyordu annemin savcılığa kağıt verdiğini duymuş geldi kapı zilini sürekli çalınca annem gine bi bokluk var dedi kapıyı açar açmaz üzerine yürüdü babam tekme tokat eline ne geçirdiyse annemin burnundan kan geliyordu dur artık yeter diye ağlıyordu ölüyorum diye bağırıyordu cemle kerem ağlamaya başlayınca iyice çileden çıktı eline geçirdiği çömçeyle bana ve onlara vurmaya başladı.
Sonunda dayanamadım o gün kararımı verdim sabah okula gidiyorum diyerek çıkıp başka yerlere gidecektim öyle de yaptım evden çıktım bilmediğim yerlere gittim gezdim gezdim ayaklarım ağrıyordu ayakta duramıyordum çok gezdim sonra akşam oldu yalnız kalmıştım eve gidemezdim gitmek istemiyordum korkuyordum ama eve gitsem daha çok korkuyordum beykozdaki parkta çarşıda otururken üşümeye başladım kızım dedi parktaki bekçi eviniz nerede bilmiyorum dedim nasıl yani dedi yoksa sen kayboldun mu kayboldum dedim eviniz nerede bilmiyor musun dedi biliyorum ama dedim burdan çıkaramam beni aldı karakola götürdü polisler evimizi sordular bilmiyorum dedim ağlıyordum aç mısın dediler yemiycem dedim hangi okulda okuyosun dediler bilmiyorum dedim iki gün burada kaldıktan sonra başka bir yere gittik orada kaybolan çocuklar vardı evden kaçanlar onların arasına girdim annemi özlemiştim artık eve dönmiycem dedim ama okul defterimden okulumun adını öğrenmişler beni oraya götürdüler öğretmenim eve götürün dedi vah vah kızım diye ağladı ben eve giderken ağlıyordum annem kapıyı açtı gözleri şişmişti yavruum diye sarıldı bana öptü öptü saçlarımı kokladı sımsıkı sarıldı ağlıyordu bağırıyordu babam evde değildi gece babam geldiğinde beni uyandırdı sarhoştu bağırıyordu boğuk boğuk konuşuyordu bir şey anlamıyordum sonra çok sinirlendi beni dövemeye başladı annem bağırdı benim önüme geçti geçince babam anneme vurmaya başladı annem mutfağa kaçtı babam arkasından koştu bi bağırtı oldu annem yandım anam diye bağırdı cemle kerem de uyanmış ağlıyorlardı ben gidince mutfağın kapısında annem yere düşmüştü inliyordu altından kan akıyordu ben bayılmışım.
Annem ölünce bizi bir yere götürdüler avukat gibi bi adam soru sordu nasıl oldu baban anneni nasıl öldürdü diye cemle keremi bakımevine götürmüşler ben dedim babam çok kızmıştı bana vurunca annem vurma dedi babam ona vurdu sonra annem kaçtı dedim mutfağa sonra onu ölyle gördüm dedim.
Babamı hapise attılar cemle keremi ne teyzemgil ne de amcamlarım kabul etmişti onları bakımevine yatırdılar beni de çocukesirgemeye verdiler kızım dedi mahkemedeki adam artık babanın ölüsü mü çıkar ordan belli değil ölene kadar hapis cezası verilmiş ben cemle keremi de ya benim yanıma veyahut da beni onların yanına verin dedim olmuyormuş haftasonu onları görmeye gidiyordum bir haftasonu gittiğimde yoklardı evlatlık verilmiş.
Cemle keremi ondan sonra hiç görmedim zaten ben de yurttan iki sene sonra ayrıldım okulu da bırakmıştım seherle birlikte pangaltıdan bir oda kiraladık ben önce pastanede çalışıyordum seherin daha önce çalıştığı yerde bigün kaynarsütü müşterinin üstüne dökünce bi tokat yedim bi daha gitmedim oraya.
Oraya gitmiyordum ama başka bir yere de girememiştim seher takma kafanı dedi iş bulana kadar benim haftalığımla idare ederiz öyle de yaptık ama seherin parası zor yetiyordu kuru içiyormuş meğer hollanda tütünü diye tahtakaleden bişey alıyordu içine küçük tabletleri kırarak katıyormuş ben onun kadar sigara içmiyordum ama o içince benim kafam da hoş oluyordu bir gün bana da sardı bi nefes çekince sanki başımın tavanı açıldı beynim içinden çıkarak yükseldi gibi oldum.
Böyle olduktan iki ay sonra adet olmuştum hiç unutmuyorum sabah kanla uyanınca önce altıma çiş yaptım sandım sonra seher gülmeye başladı meğer o daha olmamış ben olduktan bir ay sonra da o oldu ben olduktan bir hafta sonra da aksarayda konfeksiyon üzerine çalışan bir şirkete girdim.
Burası şirketti ama kalabalık bi dükkana benziyordu daha doğrusu bişeye benzemiyordu ben temizlikçi olarak girdim ama yemeği de bana yaptırıyorlardı çayı da ben hazırlıyordum çok yoruluyordum tabi haftalığım da azdı ama mecburdum sehere daha fazla yük olmak istemiyordum.
Sabahat ablaynan burada tanıştık onun da kocası suşehrindenmiş ayrılmışlar on senedir yalnız yaşıyormuş gerçi yalnız değilmiş bir erkek arkadaşı varmış bunu dost tutmuş tarık isminde biri sabahat abla ondan nefret ediyordu ama söyleyemiyordu ele güne karşılık onu nişanlısı olarak tanıtıyordu adam aslında romen ukraynalı rus kızları bohçacı kızları pazarlıyormuş sabahat abla onlan bir arkadaşının kızının düğününde tanışmış tarabyada ayhan aşanın çıktığı yerde yapmışlar düğünü o akşam kıznan erkek tarafı orada yemekli içkili filan tabi yan masada onlar oynarken oynarken bunlar dansetmişler tarık dansa davet etmiş sabahat ablayı öyle başlamışlar tabi sonradan sabahat abla adama fena halde kapılmış adam da buna iyi davranıyormuş çok sürmemiş bu durum sabahat ablayı bi akşam ataköyde bi yere götürmüş üç adam var içerde bunlar otururken adamın biri buna sarkmaya başlamış sabahat abla durumu geç anlamış kapı çalınca açmış ki iki genç kız ukraynalı olduklarını söylemişler.
Sabahat abla haznedarda oturuyordu kocasından kalma iki oda bi salon serpme sokakta bi akşam işten çıkınca gel kız dedi şöyle felekten bir gün çalalım çalalım dedim önce beyoğluna gittik hacıabdullahta bi güzel karnımızı doyurduktan sonra ver elini emirgan epeyi gezdik dolaştık zaten vakit geç olmuştu ben seher merak eder dedimse de boş ver dedi etmez gidelim bize gittik de gitmez olaydık tarık burnundan soluyordu akşam meğer bunu işe çıkaracakmış tartışmaya başladılar ben içeri geçtim kapının arkasında bağırıyorlar o ona pezevenk öteki diğerine oruspu diyor lan senin ecelin benim elimden olacak diye bağırdı tarık sabahat abla zaten bezmiş hayatından siktirgit diye bağırdı defol evimden dedi anahtarı ver dedi adam fıttırdı tabi birden bi silah sesi duydum taaak diye korkumdan çıkamadım.
Adamı içeri tıktılar ama olan sabahat ablaya oldu sol kasığından girmiş kurşun bacağından çıkmış topal kaldı o günden sonra da işyerinden ayrıldığı için evde kaldı ben seherle ona taşındım taşınmaz olaydım tarık denen o aşağılık sülüğün kırıkları dadandılar sabahat ablanın elinden bir şey gelmiyordu bu arada başımıza bi felaket gelmişti seher sırtında bi şişlik oldu ucu kızardı sonra ateşlenmeye başladı çok ağrıyordu yayladaki yenihayat polikliniğine götürdük baktılar ettiler anlayamadılar hastaneye götürün dediler tam tekmilli bi yere çapaya götürdük önce dışardan bi hocanın muayenehanesine gittik bi kağıt yazdı yatış yapalım diye neyse kızın iyi ki sigortasını yatırmışlar.
Seher hastaneye yattı bizi de sanki morga yatırdı sırtındaki kist kanser çıktı dünyamız yıkıldı sabahat abla gelinliğinden kalma kıremsiyeleri bozdurdu ameliyat ettiler yaraya bıçak vurunca iyice azmıştı zaten ciğere miğere sıçramış kız iki haftada elimizden kaydı gitti annemi cemi keremi kaybettiğimdeki gibi darmadağın oldum bu sıra başladım iğneye kuru kesmiyordu artık sabahat abla çok kızıyordu ama elinden bir şey gelmiyordu.
Onunla sabahat ablanın eski müşterilerinden kenan beyin evinde tanıştık bana bakınca içim eriyordu bakamıyordum yüzüne bu kadar yakışıklı olur bir insan saçına limon sürmüş geriye taramıştı adı sefermiş ama alemde çakır diye biliniyor.
Evinde kalmaya başladım sabahat ablaya bazen uğruyordum ama çakırın evindeydim beni iki hafta dışarı çıkartmadı tabi mal getiriyordu arada benim de yamyamlığım tutmuştu doymak bilmiyordu dozu giderek artırıyordum.
Çok geçmeden hır gür başladı aramızda o saygılı kibar adam gitti bir ayı geldi yerine beni iki günde bir müşteriye gönderiyordu insan sermayesine bile böyle davranmaz o anda aşkmış sevdaymış artık zerre kadar inancım kalmamıştı kolum çürümeye başlamıştı mal vermesi için en az iki müşteriye gidiyordum bir gün karabüklü bir demir tüccarına gönderdi adamın torunları var sapık çıktı elimde kırbaç sapık giysiler benden memnun kalınca sık sık istiyor benimse midem kaldırmıyordu artık adam bir gün birini daha getirdi birlikte yapıcaz diye yok deve dedim bırakıp çıktım o gece çakır evi bastı sabahat abla ağzına geleni saydı herif iyice dellendi beni ısrarla alıp götürdü kavga ettik tabi hayvan gibi dayak attı bana yüzümün yarısı yanmıştı sol dirseğim dağılmıştı hastaneye yatırdı beni üç hafta kaldım dirseğimden ameliyat oldum yüzüm için plastik cerrahisine gidilmesi gerekiyordu çok para istediler vermem dedi hastaneden çıkınca sabahat ablaya geldim ben bir ay hiç görünmedi bu bir gün çıkıp geldi mal da getirmiş dayanamadım malı görünce sabahat abla da kızıyordu bana kızım sen kendini mafettin diyordu sen adam olmuycan diyordu mecburen gittim onunla sabahat abla sefil durumdaydı artık çalışamıyordum yüzünü yaptırıcam diyordu ama bir şey yapmıyordu iki yeni sermaye düşürmüş o akşam getirdi onlarla alem yaptılar ben hizmet ediyordum havalar soğumaya başlamıştı nasıl gelip geçti koca yaz bir şey anlamıyordum benim nöbetlerim de sıklaşmıştı mal bulamıyordum çok nadir getiriyordu perişandım çok sonra kar yağdı hep yağdı günlerce yağdı her taraf bembeyaz oldu o gün yeni sermayeleri alıp çıktı öğlen olmuştu sen akşama bişeyler hazırla dedi para bıraktı rakı filan al dedi soğuk meze al onbir gibi geliriz dedi parayı alıp çıktım üşüyordum herşey beyazdı soğuktu çok üşüyordum halk otobüsüne bindim gülhaneye geldim seherle burada bazen gelip otururduk çayevi kapalıydı nöbetçi kulübesi boştu gelirken simit almıştım bi lokma kopardım ağzımda büyüyor hiçbişeyin anlamı yoktu heryer beyazdı soğuktu hep üşüyordum bu kış dedim son kış belki de evet dedim kendi kendime son olsun bu kış son kış olsun |