
Dörtbuçuk yaşındaki Siverekli Rukiye, cennet kuşlarından biri olarak uçtu aramızdan.
İmamlık yapan babası,Törkiş SİENEN'in melodramatik sunumunda, acısını içinde boğmaya çalışarak, karşısındaki ahlaksız araca, kameraya hiç bakmaksızın, birkaç sade cümleyle siyaset sosyologlarının zengin bir sözlükle anlatmaya uğraştıkları sorunu bir çırpıda söyleyiverdi.
Olayı bilmeyenler için özetleyelim.
Siverekli Rukiye'ye hamile olan annesi, doğum için hastaneye gelir. Doğum esnasında kan gerekir. Baba, Kızılay'dan birmilyondokuzyüzbinliraya kan alır. Anne aids olur.
Kaderin Kızılay marifetiyle attığı bu lavlı taş, aile ocağına bir göktaşı gibi düşer.
Hukuki süreç başlar. Yıllarca sürer. Sonunda yüce adalet, aileyi haksız bulur.
Suçları, Kızılay'dan aidsli kan almaktır.
Dediğimiz gibi adalet tecelli eder ve babaya birmilyondokuzyüzbinlira geri ödenir.
TörkişSİENEN'in olayın raiting boyutuyla ilgilenen sulugöz muhabirine göre, biraz tazminat ödenir, yeniden manevi tazminat açılacakmış, çaresiz baba,filan...
Şimdi bütün bunlar bir fransız yapımı trajik filmde geçmiyor.
Philedelfhia filminde de anlatılmıyor.
Beylik ifadesiyle Başkentin orta yerindeki bir hastanede yaşanıyor.
Siverekli İmam'ın mütevekkil ve vakur çehresine bakılacak olursa yüce denilen aygıtın bu sıfatla ciddi bir sorunu var.
'Gittiğimiz her yerde bize çok kötü davrandılar' cümlesi babaya ait.
Baba derken, AB eşiğindeki yüce devletimizin kurumsal yapısını bugünlerde götürenlerin biricik meselesi baba üzerinden yürütülen kirli iktidar savaşında pasta paylarını nasıl büyütecekleri.
Babaya veya muhtemel babalara destek veren ekranların sahiplerinin de böyle bir meselesi var.
Dikkat ederseniz her ekranda ya karizmatik, sempatik ve enazbirbeşyıldahagerekli(tashih yok, lütfen kelimelerin arasını açmayın) baba resmi vardır ya da yeterartık, çokuzadıcanım, bukadarıdafazlayani baba fotoğrafı.
Bunun nedenini merak edenler için bir kez daha söyleyelim : O ekranın sahibinin çıkarları hangi fotoğrafı gerektiriyorsa o vardır.
Berbat hastane odalarındaki beşiğinde yıllarca eriyen Rukiye'ye gelince...Bu fotoğrafta ise, AB eşiğindeki bir ülke görünüyor.
O, tuyurun hudrun sırrına mazhar olarak ayrıldı aramızdan.
Geride mustarip bir baba, aids denilen belanın yükünü taşıyan bir anne ve bu vahşete tanık olan bir kardeş bıraktı.
Fotoğrafı, 'bu topraklar' edebiyatı yapanlara, Baba'ya, AB'ye, AB kapısında bekleyenlere sunuyorum. |