
Edebi metin ve tip arasındaki bağlantı hakkında neler düşünüyorsunuz?
Edebi metin'den kastınız roman ise kuşkusuz bir bağıntı var(dı). Dili geçmiş zamanı da ekliyorum zira, artık 'tip'siz romanlar da yazılabiliyor, hatta, romanların çoğu 'tip'siz, denilebilir. Akılcı/klasik romanda 'tip', anlatının belkemiğini oluşturuyordu. Olaylar örgüsü, 'tip' çevresinde örülüyordu. Tip, bir bakıma, klasik roman yapısının ana sütununu oluşturuyordu. Ama bu, özellikle Joyce, Faulkner ve sonraları Marquez'le birlikte kırıldı. Romanda bireysel perspektifin kırılması, aynı zamanda 'tip'in tümüyle bu anlatı türünü terk etmesi anlamına geliyordu.
Roman tiplerinin edebi işlevleri dışında sosyolojik bir işlev taşıdığını düşünüyor musunuz?
Şöyle düşünmeyi yeğlerim: Roman tipleri, toplumsal gerçekliklerden oluşur. Yazar, sıkı bir gözlemciyse ve kitapları, insanları ve toplumu iyi okuyabiliyorsa, oluşturduğu tip, konu edindiği toplumun gerçekliğinin bir bölümünü/kesitini yansıtır. Bu anlamda tabii ki sosyolojik bir boyutu vardır. Bir bakıma, biz, toplumsal yapıyı romanlardan da izleyebiliriz. Örneğin bizim modernleşme süreçlerimizi, Ahmet Midhat'ın, Namık Kemal'in, Halit Ziya'nın, Hüseyin Rahmi'nin, Reşat Nuri'nin, Kerime Nadir'in, Tanpınar'ın, Oğuz Atay'ın vd.nin romanlarındaki 'tip'ler üzerinden okumamız mümkün ve vakidir. Gerçi bu sahih bir resim değildir ama, bana sorarsanız bir toplumsal durumu, bazen sosyologdan daha doğru ve derin kavrayabilir bir romancı.
Tip ve karakter ayrımı hakkında neler düşünüyorsunuz? İnsanımızın tip olarak gerçekten romana yansıtabildik mi?
Yeterince yansıtamadığımız bugün artık ortak bir kabuldür. Hayli yansıtıldığı söylenebilir ama bu resimde bazı ögeler eksik veya çarpıktır. Küçük Ağa'ya kadar 'imam' tipi çarpıtılmıştır. Tanpınar ve Oğuz Atay, 'araf'takilerin trajedisini yansıtmışlardır, ama modern zamanlardaki dervişlerin, bilgelerin romanı henüz yazılmamıştır. Tarih hala büyük oranda resmi görüş üzerinden okunmaktadır. Kural bozmayan istisnaları dışında bu böyledir.
Sizce, tip yaratabilmiş romancılarımız kimlerdir bahsedebilir misiniz?
Ben önyargılıyım bu konuda. Söyleyeceklerim beni bağlar sadece. İlk romancım, Abdulhak Şinasi Hisar'dır. Fahim bey, unutulmaz, okundukça tadına doyulmaz bir tip'tir benim için. Hayri İrdal sonra. Tanpınar'ın şaheseridir Saatleri Ayarlama Enstitüsü. Peyami Safa'nın Dokuzuncu Hariciye Koğuşu da tip'e yakın bir karakterin, ilk kez sıradan, olağan bir hastalık melankolisinin ötesinde, derinden kavranışı ve yansıtılışıdır. Küçük Ağa ölmez bir tiptir. Bir epopedir. Yaşar Kemal'in İnce Memed'i kamil bir tiptir. |